Lilypie Third Birthday tickers
Lilypie
günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2007 Pazartesi

Bayram tatilimiz

Bayram tatilinde Çanakkale' deydik. Elif annanesi, dedesi ve teyzesiyle az da olsa hasret giderdi.


Bende bir zamanlar rutin hayatın içinde değerini bil(e)mediğim güzelliklerin tadını çıkarıp, özlem giderdim.


Şansımıza hava bol güneşliydi.



Çim kokusunu, çıplak ayak çimlerde dolaşmayı ne çok özlemişim...



ve


Elif

Günün yorgunluğunu babasının dizinin dibinde attı .




Eve dönüşümüz..



Çanakkale' ye veda...



İşte kısacık bayram tatili de böyle geçti.

Sakin, huzurlu ve sıcacık.

17 Aralık 2007 Pazartesi

Geçen gün bloglarda dolaşırken gördüm bu resmi, çok hoşuma gitti. Evimizin bir şöminesi yok belki ama üstündeki tabaklar eminim benim evime de yakışırdı. Geçen sene işlediğim redwork masa örtüsüyle oldukça uyumlu duracağına da eminim.

Paylaşayım istedim, belki bir yerler benzerlerini gören olur da bana haber verir, malum artık zaman kısıtlı saatlerce dolaşabileceğim alışverişler yapamıyorum.



Zaman kısıtlı dedim ya aklıma geldi. Geçen hafta cuma günü kuaföre gittim. Aslında niyetim saçımı boyatmak ve biraz değişiklik yapmaktı. Süt verdiğim için ve Elif' i o kadar saat yanlız bırakamayacağım için vazgeçtim. (Elif yanımdaydı ama içersi aşırı derece de boya v.s koktuğundan dolayı daha uzun kalacak olsaydım çıkmak zorunda kalacaktı) sadece saçlarımın uçlarından aldırdım. Birde sanırım o kadar cesur biri değilim kökten bir değişiklik yapıp kuaförden bambaşka biri olarak çıkmayı göze alamadım. Nasıl girdiysem yine öyle çıktım anlayacağınız. Aslında ben bile sıkıldım aynada ki görüntümden bir değişiklik yapmanın zamanı geldi ama... Elif' im biraz daha büyüsünde...

Kendi kendimi mi geçiştiriyorum yoksa klasik Türk tipi bir kadın mı oluyorum bilmiyorum.



Birkaç gündür kafam inanılmaz şekilde karışık.Nasıl yapmalı, ne yapmalı diye düşünüyorum. Nasıl yapacağımı bulsam bile herşeye yetecek gücü ve zamanı nerden bulacağımı düşündükçe kocaman bir soru işareti kafamda beliriyor. Benimde kendi adıma yapmak istediklerim ve yapmak zorunda olduklarım var. Aslında yapmak zorunda olduklarım demek doğru değil, seçtiğim hayatın getirileri bunlar ama işte hepsi bir araya geldi mi..? Ben, bana yetmiyorum.



Evin sorumluluğu, Elif' in sorumluluğu derken arada kendime ayıracak zamanım kalmıyor. Zaten biraz zamanım olsa kafamı dağıtacak bişeyler bulup elime ya iğne iplik alıyorum yada laptopun başına geçip biraz kafa dağıtmaya çalışıyorum.



Herkesin bir hayali, kafasında kurguladığı bir aile hayatı vardır ya işte ben o hayale yetişmek noktasında çaresiz kalıyorum. İstiyorum ki evimin herşeyiyle ben ilgileneyim, çocuğuma ben bakayım, eşime her zaman hoş ve güzel görüneyim, tüm bunlar yolunda giderken de kendime zaman ayırabileyim. Nasıl olacak şimdi bunlar. Bu saydıklarımın hepsini dört dörtlük yapabilen varmıdır bilmiyorum, varsa onu tebrik edip en kısa zamanda bana yol göstermesini istiyorum.

Acaba lost'un değilde desperate housewives' ın dvdlerini mi izlemeliydim :)



Ve nihayet Elif' in atkısı dün gece bitti. Güle güle ,iyi günlerde kullansın minik meleğim...

13 Aralık 2007 Perşembe

Mutfakta geçen bir günün ardından

Bugünün tamamını nerdeyse mutfakta geçirdim. Zaten salondaki büyük yemek masasını mutfağa almamda ki tek sebep buydu. Hem yemek yaparken bir yandan hobilerimle ilgilenebileceğim hem de yemeklerin altı tutmayacak :)
Geçen sabah ipliklerin olduğu dolabın kapağını açınca aklıma birden bir fikir gelmiş. Eski bir çikolata kutusunun üzerine desen çizip onu işlemeye başlamıştım. Bu sabah kahvaltıdan sonra ona devam ettim.
Herşey iyi, güzel de bende mutfak konusunda çok hamarat biri değilim ne yazık ki. Hayatım da ilk kez ıspanak pişirdim ve daha tadına bakmadan bu satırları yazıyorum. Daha önce hiç pişirmediğim öyle çok şey var kii... nohut, mercimek ve aklıma gelmeyenler. Elif' in hayatımıza girmesiyle bu tür lezzetlerin muftağımızda pişmesi ve benim de kendimi mutfak konusunda geliştirmem gerekecek.



Bilmediğim bişeyi yapmak benim için o kadar zor ki. Defalarca nasıl yapacağımla ilgili okumam, araştırmam gerekiyor. Örneğin ıspanakları dün aldım ve dünden bu yana nerdeyse 3 kere kitaptan nasıl yapacağımı okudum ve sonunda pişirmeye başladım.

Ispanaklar pişerken meraktan kırk defa kapağını açtım, arada su eklemek zorunda kaldım ve sanırım pirincini çok koymuşum. Tadına bakalım bir daha ki sefere onu da yazarım.

10 Kasım 2007 Cumartesi

Bir kadın ne ister?

Böyle tatlı bir kızın annesi olmak...
Bazen bunalır insan uzaklara gitse geçecek gibi gelir herşey. Halbuki uzakta geçen günün ardından en çok özlenilen yine ev olur. Sıcaklığı, kokusu, rahatlığı hiçbir yerde yoktur çünkü. Bir süre sonra ayağınıza gelen ikramlar ve de hiçbir iş yapmak zorunda olmayışınız bile keyif vermez, keşke evimde olsaydım bir çay yapsaydım, kendi bardağımda, kendi koltuğumda oturup etraf ne der demeden sevgilimin omzuna yaslanıp bir yudum alsaydım dersiniz, hatta evimde olsaydım da süpürseydim, silseydime kadar bile gider bu iç geçirmeler. İnsanın kendi evinin işini gönül rahatlığıyla yapması bile lükstür bazen ve işte bazen insan tüm bunların değerini unutup uzaklara gitmek istiyorum der. Dedim çünkü biliyorum ama sonrasında yaşayacaklarımı da bildiğim için uzaklara gitmek, evimden ayrı kalmak istemiyorum. Sıkıldım, bunaldım ama geçecek, biliyorum.
Eskiden (eşimi tanımadan önce) canım sıkıldıkça hatta sıkılıp sıkılıp yer değiştirdikçe düşünürdüm nerde olmak, ne yapmak beni gerçekten mutlu ederdi diye. İşte bugün tam o gün olmak istediğim yerdeyim (çok şükür) evimde, eşimin ve kızımın yanındayım.
Tam da bunları düşünürken kendi kendime Bir kadın gerçekte ne ister ? sorusu takıldı kafama. Acaba bir ben miyim böyle yoksa her kadın içinde hep aynı özlemimi yaşar? Bence bir kadını en çok mutlu edecek şey sıcacık bir yuva, sevgi dolu, anlayışılı bir eş ve mutluluğu pekiştircek çocuklardır.
Bir kere biz kadınlar anne olmak için proğramlanmışsız, bunu anne olunca çok daha iyi anladım. Desem ki şimdi size ben hayatımın anlamını bir bebeğin gözlerinde buldum size şaka gibi gelir ama gerçek. O küçücük gözlerini gözlerime kilitlediğinde, kalabalığın içinde bile beni seçtiğinde yada sadece sesimi duyup çevresinde beni aradığında onun küçücük dünyasında ne kadar önemli olduğumu hissediyorum ve o dakika dünya gözümden siliniyor; diyorum ki ne kariyer, ne para hiçbiri bu duygunun yerini tutamaz. Ne büyük bir mucizesin, ne büyük bir lütufsun. Benim içime annelik duygusunu veren senin içine anne sevgisini vermiş ve bizi birbirimize sımsıkı bağlamış.
Birgün o da anne olacak, benim geçtiğim bu yoldan o da geçecek ve şimdi ben ona nasıl örnek olursam o da benim gibi bir anne olmak isteyecek. Çünkü bende annem gibi bir anne olmak istiyorum. Hayatını, ömrünü bana ve kardeşime adayan mutluluğun resmini bizim gülen yüzümüz olarak çizen annem gibi bir anne olmak için tüm çabam. Annemin yemekleri gibi lezzetli değil yaptığım hiçbir yemek yada onun kadar iyi beceremiyorum ev işlerini ama onun gibi hamarat, onun gibi marifetli olmak istiyorum. Bir kız annesini örnek alır siz ne derseniz diyin bu evin düzeninden tutunda akşam eşine yaptığı çay servisine kadar böyledir.Adına ev hanımlığı denilen ama aslında annelik olan meslek hiç kolay değilmiş şimdi anladım. Şimdi çevreme daha bir dikkatli bakıyorum kim ev hanımı kim anne diye. Ev hanımı çok ama anneyim diyecek anne az.
Annelik dedim durdum ya sanmasın ki erkekler bir kadın için dünya sadece çocuk doğurmak ve onu büyütmek demek. Bir kadın için dünya; bir erkeği hayatının merkezine koyup sırf onu mutlu etmek ve ona layık olabilmek için yaşaması demektir aslında. Bir kadının bir erkeği eş olarak seçmesi kendisini hak edecek kadar önemsemesindendir ve bir erkeğe eş olması ona layık olma çabasıdır ve bu çaba adına annelik denilen kutsal meslektir. Bugün anneysem bu benim için bir gururdur ve tüm çabam eşime layık olabilmek.